Fecr ne demek?

Sözlükte "yarmak, bir şeyi ikiye ayırmak, fışkırmak, açığa çıkmak" anlamlarına gelen fecir, isim olarak güneşin doğmasından önce beliren tan yeri ağarmasını ifade eder. Türkçe'de şafak sökmesi, gün ağarması denilen bu olay, gece ile gündüzün birbirinden ayrıldığı vakittir. Fecr-i kazip ve fecr-i sadık olmak üzere iki türü vardır.

Fecr-i kazip, yalancı fecr demektir. Fecrin doğuşundan önce, ufukta göğe doğru dikine yükselen aydınlık için kullanılan bir tabirdir. Fecr-i sadık, hakiki, gerçek fecir demektir. Gece karanlığının kaybolmaya başlayıp güneş ışığının belirtilerinin görünmeye başladığı, ufuktaki aydınlığın enlemesine, uzunlamasına ufka yayıldığı vakittir. Hz. Peygamber, "ne Bilal'in ezanı, ne de ufuktaki dikine göğe doğru yükselen aydınlık sizi sahur yemekten alıkoysun. Işık şu şekilde (yatay olarak) yayılıncaya kadar yiyin." buyurmuştur (Buhari, Ezan, 13; Müslim, Sıyam, 39).

Gündüzün başlangıcı olan fecr-i sadıkla, sabah namazının vakti girer ve imsak vakti başlar.

Fecr kelimesi Kur'an-ı Kerim'de vakit manasında, sabah vaktini bildirmek üzere birkaç yerde geçmektedir. Orucun başlama vaktini bildiren ayette: "Fecrin beyaz ipliği siyah iplikten sizce seçilinceye kadar (yani tan atana kadar) yiyebilir ve içebilirsiniz, (bu vakitten) sonra da, geceye kadar orucu tamamlayın" (el-Bakara, 2/187) buyurulmaktadır. Kadir geceşinin tan yerinin ağarmasına, şafak sökmesine kadar devam ettiğini bildiren ayette de; "O gece tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir" (el-Kadr, 97/5) buyrulmaktadır. Bazıları, orucun başlangıç vaktini güneşin doğuşuna kadar getirmek istiyorlar veya sabah namazını gece namazı sayıp sabah namazı güneş doğuncaya kadar kılındığına göre oruç vakti de güneşin doğuşundan sonra başlamalıdır gibi bir yorum yapmak istemişlerdir. Halbuki bu ayet gecenin, fecrin doğuşuna yani tan atana kadar devam ettiğini bildirmektedir. Tan yeri ağarınca gece bitmiş olacağından oruç tutacak kimsenin bu andan itibaren yeme, içme ve cinsi ilişki gibi işlerden uzak durması gerekir. Nitekim Hz. Aişe'nin naklettiği bir hadiste: "Bilal ezanı geceleyin okuyordu. Bundan dolayı Allah'ın elçisi: 'İbn Ümmi Mektum ezan okuyuncaya kadar yiyiniz, içiniz çünkü o fecr doğmadan ezan okumaz' buyurdu" (Buhari, Savm, 17) denilmek suretiyle şafağın sökmeşinin orucun başlangıcı, vakti olduğu belirtilmiştir.

Sabah namazı ve oruç aynı vakitte başlar. Dört mezhepte de, fecr-i sadık ağarınca, ikisinin de vakti girer. Bu ikinci fecrin doğması, şarkta ufuk üzerinde beyazlığın başlamasıyle veya beyazlığın ufuk üzerine yayılmasıyle olur.Hesap ile güneşin üst kenarının ufuğun 19 derece altında olduğu an, yani fecr-i sadık’ın doğuşu bulunur. Beyazlığın başladığı bu imsak vaktinde oruca başlanır. İhtiyat olarak, beyazlığın ufuk üzerinde yayıldığı vakit, hesapla bulunan vakitten 20 dakika kadar sonra sabah namazı (selatül-fecr) vakti girer.